| |
Osteoporoz (kemik erimesi)
Rahim içi yaşamın ilk haftalarından itibaren oluşmaya başlayan kemik dokusu
çocukluk ve ergenlik döneminde son şeklini almaya başlar ve insan 30'lu
yaşlara geldiğinde kemikler kütlesel açıdan en dayanıklı hale gelmiş
durumdadırlar.
Kemikler yük taşımaya dayanıklı yapılar olarak yüksek oranda bağdokusu ve
kalsiyum içerirler. Vücudun kalsiyum ihtiyacı gerekli durumlarda kemiklerden
serbestleşerek kana geçen kalsiyumla sağlanır. Yani emiklerdeki kalsiyumun
iki önemli işlevi vardır: kemiklerin dayanıklılığını artırmak ve gerekli
durumlarda vücudun kalsiyum ihtiyacını karşılamak.
Kemik kütlesi 30'lu yaşlardan itibaren yavaş bir şekilde gerilemeye başlar.
Bu yavaş gerileme engellenebilen bir süreç değildir ve gerileme hızı
artmadığı sürece kemiklerin sağlamlığı insana uzun bir yaşam boyunca yeter.
OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)
Menopoz insan hayatında önemli değişikliklerin meydana gelmesine neden olur.
Hem ruhsal hem de fiziksel bu değişiklikler temel olarak vücutta
yumurtalıklardan salgılanan östrojenin azalması nedeniyle ortaya çıkar.
Menopozla birlikte özellikle aşağıda anlatılacak olan risk faktörleri
olanlarda kemik dokusu da kısa zamanda kalitesinden ödün vermeye
başlayabilir. Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri kalan kısımlarında
osteoporoza bağlı %50'lik bir kemik kırığı riski ile karşı karşıyadırlar.
Osteoproz insan ömrünün giderek uzamasıyla birlikte ülkemizde de önemli bir
sorun haline gelmiştir.
Osteoproz nedir?
Osteoproz, ya da daha çok bilinen adıyla "kemik erimesi", kemiğin mineral
içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklığının azalması, yani kalitesinin
düşmesidir. Vücutta kortikal kemik ve trabeküler kemik olmak üzere iki ayrı
kemik türü vardır. Kortikal kemik tüm vücut kemiklerinin %80'ini
oluştururken, trabeküler kemik, bir arı peteği yapısında olan ve yüzey alanı
daha geniş bir kemik türüdür. Trabeküler kemik omurgalarda ve uzun
kemiklerin uç kısımlarında yer alır ve osteoporoza bağlı kırıklara en hassas
bölgeler de buralarıdır. Kemikler sürekli olarak yapım-yıkım olaylarının
ardı ardına devam etmesiyle yenilenen canlı dokulardır. Trabeküler kemiğin
yapım-yıkım hızının kortikal kemiğe göre 4-8 kat daha hızlı olması bu
kemikleri kırıklara daha hassas hale getirmektedir.
Kadınlarda 40 yaşına kadar yapım-yıkım olayı dengeli bir şekilde devam
ederken, bu yaştan itibaren yıllık %0.5'lik bir oranda geri dönüşümsüz bir
kemik kaybı olur. Bu, özellikle menopozdan itibaren daha da hızlanır ve
menopozda olan bir kadın her yıl trabeküler kemiklerinin %5'ini ve tüm vücut
kemik dokusunun %1-1.5'luk bir kısmını kaybeder. Bu kayıplar 10-15 yıllık
hızlı bir dönemden sonra oldukça azalır. İşte bu aşamaya kadar kaybedilen
kemik dokusu miktarı kadının ileride kemik kırığıyla karşılaşıp
karşılaşmayacağını belirleyen en önemli etkenlerden biridir. Zira bu süre
içerisinde trabeküler kemiğin %50'si kortikal kemiğin ise %30'u kadar bir
miktarı kaybedilmiş olabilir.
Osteoproz hangi kemikleri etkiler?
Osteoproz en sık vücudun yükünü taşıyan ve trabeküler yapıda olan omurları
etkiler. Tüm Osteoproz olgularının %47'si omurlarda, %20'si kalçada (uyluk
kemiğinin baş kısmında), %13'ü bileklerde ve %20'si diğer kemiklerde
görülür.
Bunun sonucunda özellikle ileri yaşlarda omurlardaki çökme kırıklarına bağlı
olarak boyda kısalma olabileceği gibi (bir kadının ileri yaşlarda boyu 15-20
cm.ye kadar kısalabilir!), hafif düşmeler sonucunda ya da kendiliğinden,
başta kalçada olmak üzere diğer kemiklerde hayatı tehdit eden kırıklar
meydana gelebilir.
Osteoproz kimlerde daha sık görülür?
Osteoproz riski yaşla birlikte artar ve özellikle kadınlarda erkeklere göre
daha sık görülür. İnce kemik yapısı olanlarda, ailesinde ve özellikle
ailesindeki kadınlardan birinde kemik kırığı öyküsü ya da boyunda kısalma
öyküsü bulunan kadınlarda, 45 yaşından önce kendiliğinden ya da ameliyatla
yumurtalıkların alınması neticesinde menopoza giren kadınlarda, uzun süreli
adet görememe şeklinde adet düzensizliği olan kadınlarda, gıdalarının
kalsiyum içeriği az olan kadınlarda (en önemli kalsiyum kaynakları süt ve
süt ürünleridir), yaşamlarında egzersize yer vermeyen, sigara içen, aşırı
alkol kullanan kadınlarda, kortizon ve diğer bazı ilaçları kullanmak zorunda
olanlarda ve başta hipertiroidi (tiroit hormonlarının yüksek olması) olmak
üzere çeşitli hormonal hastalıklarda osteoproz riski artmıştır.
70 yaşın üzerinde olan kadınların %21'inde hiçbir belirti olmasa da
radyolojik olarak kırık yönünde değişiklikler gözlenir. Kalça kemiği
kırıklarının riski menopozdan 10-15 yıl sonra artmaya başlar ve 90 yaşında
bir kadının kalça kemiği geçirmiş olma olasılığı %20'dir. Bu kalça
kırıklarının yaklaşık %15'i ilk üç ayda ölümle sonuçlanacak kadar ağırdır.
Özellikle kalça kırıkları %50 kadında sakatlıkla sonuçlanır.
Osteoproz tanısı nasıl konur?
Klasik radyolojik yöntemlerle (düz röntgen filmleriyle) osteoproz tanısı
koymak hatalıdır. Bunun yerine DEXA adı verilen özel yöntemle ve kemik
tomografisi yöntemiyle vücudun en hassas kemikleri olan uyluk başı bölgesi,
omurlar ve kol kemiklerinin incelemesi yapılır ve hassas bir şekilde tanı
konabilir. Raporda "normal", "osteopeni" (osteoproz başlangıcı), "osteoproz"
ve "ileri derecede osteoproz" olmak üzere farklı ifadeler kullanılabilir.
Hiç bir şikayeti olmayan kadınlarda bile menopoza girdiklerinde bir kez ve
daha sonra beşer yıllık aralıklarla kemik ölçümü önerilmektedir.
Osteoproz nasıl tedavi edilir?
Başlamış bir osteoproz süreci sonucu kaybedilen kemiği yerine geri getirmek
zordur. Ancak süreç bazı tedavilerle büyük oranda durdurulabilir. Bunun
sonucunda ileri derecede osteoproz olguları hariç, kırık oluşma riski de
önemli derecede azalmış olur.
Östrojen tedavisinin süreci yavaşlattığı artık kesinlikle kanıtlanmıştır.
Östrojen tedavisi alanlarda kol ve kalça kırıklarında %50-60 oranında
azalma, beraberinde kalsiyum alımı da sağlandığında (kalsiyumdan zengin
gıdalar alınması ve gerekli durumlarda ilaç şeklinde kalsiyum tedavisi)
omurga kemiği kırıklarında %80'lik bir azalma beklenebilir. Bu, özellikle en
az 5 yıllık bir tedavi sonrası etkili olur.
Östrojen tedavisinin etkili olabilmesi için tedavi devam etmelidir. Tedavi
bırakıldığında osteoproz süreci tedaviden önceki eski hızıyla devam eder.
Progesteron tedavisi de kalsiyum metabolizması üzerindeki olumlu etkileriyle
osteoprozun önlenmesine katkıda bulunur.
Kalsiyum emilimi yaşla birlikte azalır ve özellikle menopoz sonrası azalma
daha belirgin olur. Kalsiyum dengesinin sağlanması osteoproz engellenmesinde
en önemli basamaklardan biridir. Ancak östrojenin az olduğu durumlarda
kalsiyum ne kadar alınırsa alınsın etkili olmayabilir. Bu yüzden östrojen
tedavisine ek olarak vücuda gıdalarla ya da ilaç verilmesi yoluyla günlük
1000 gram kalsiyum girişinin sağlanması önemlidir.
Östrojen tedavisinin sakıncalı olduğu durumlarda ise kalsitonin adlı ilaçtan
faydalanılır.
İlaç tedavisi dışında osteoprozun önlenmesi ya da ilerlemesinin durdurulması
için yaşam tarzında da bazı değişiklikler yapılmalıdır. Günde en az 30
dakika olmak üzere, haftada 3 kez vücudu zorlamayan sporlar yapılması
menopoz döneminde kemiğin mineral miktarını önemli ölçüde iyileştirir.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır. Dengeli bir diyetle yeterli kalsiyum
alınması için gerekli değişiklikler yapılmalıdır. |
|